Ben asla kin beslemedim size, asla intikam almadım sizlerden. Hiç istemedim tüm bunları size yapmayı. Hiç.

Siz bu yüzden çekip gittiğimi düşündünüz çoğunlukla, sandınız ki saçma bir gururun kurbanı ediyorum ‘biz’i, haksızlığınıza, bana yaptıklarınıza rağmen suçu hep giden tarafa attınız siz. Suçu bana atıp, “O gitti.” dediniz herkese. “O gitti, ben kaldım.” (Kimseye söylemediniz ama sizin o yüreğe neler yaptığınızı. Nasıl paramparça ettiğinizi. Ve daha birçok şeyi.)

Gerçekler öyle değildi elbette ki. Sizden gittim evet çünkü, kaçmak istedim bütün pisliklerinizden. Yaptıklarınızı gördükçe dayanamadım ben size, katlanamadım indirgediğiniz o seviyenin sığlığına, inanamadım söylediğiniz tüm o sözlere.

İnanmak istemedim, yıllardır duyduğunuz sevginin bir günde nefrete dönüşmesine. Hayret ettim size ben, intikam alma isteklerinize, hırsınıza, kininize. Bu yüzden asla nefret etmedim sizden hem istemedim bunu hem de sizinle bir farkımız olmalıydı. Bu yüzden her ne yaşadıysam sizinle, asla pişman olmadım. Yaşadıklarımı kâr sayıp yoluma devam ettim ben. Böyle söz vermiştim kendime.

İyi ki dedim sonra, iyi ki gitmişim ben sizden; ya bütün bu kötülüklerinizle hayatımda daha uzun süre kalsaydınız siz? Ya daha ‘çok’ sevseydim sizi? Ya bağlansaydım size daha ‘çok’? Bir kez daha iyi ki dedim ben. İyi ki gitmişim sizden.

Hayatım boyunca hiçbir zaman beni mutsuz ediyorsunuz diye vazgeçmemiştim sizden ama siz; artık kendinizi tüketiyordunuz içimde. Öyle çok, öyle çok yoruyordunuz ki beni; sanki nefes almamı engelliyor, sürekli mutsuzluk katmaya çalışıyor gibiydiniz hayatıma. Aslında ben hiç gitmedim sizden, siz kendinizi bitirdiniz bende. Siz benim yüreğimde sizin için ayırdığım o sevgiyi harcadınız, o güveni yerle yeksan ettiniz.

Suçu bana attınız ama artık hiçbir önemi yok inanın. Biliyorum ben de hatasız değildim elbette ki. Ama size karşı duyduğum sadece kocaman bir boşluk şimdi. Tek üzüldüğüm şey; yıllarımın bu kadar acıyla dolu olması.

Sen mesela; yıllarımı, yüreğimi, sevgimi verdiğim adam. Sen ‘en’ çok yaralayan oldun beni. Ben sandım ki, senden sonra kimseyi sevemem ben, kimseye güvenenem, kimseye alışamam. Sen bencildin çünkü. Ne zaman geçti, bitti desem sen  canımı daha da çok yakmak istercesine tam köşeden dönüyordun. Özlüyordun, geliyordun ve sonra aniden gidiyordun. İnanıyordum ben sana, umutlanıyordum öyle zamanlarda her şeyin iyi olacağına dair. Ama işin aslı öyle değilmiş be adam, senden sonra nefes almayı öğrenmişim ben aslında. Sen bana öyle çok şey katmışsın ki; şimdi ben nasıl pişman olayım seninle yaşadıklarıma. İyi ki diyorum be adam, sen iyi ki beni çok üzdün ve ben iyi ki gittim senden.

Sonra sen mesela; yıllarımı, dostluğumu, her şeyimi verdiğim insan. Sen beni arkamdan vurdun. Ben aslında herkesten beklerdim her şeyi. Ama sana gelince iki kez düşünürdüm, “O yapmaz.” derdim. Ama yaptın, sonra hayatından çekip gittiğim için, içimdeki sen’i öldüren, sana duyduğum sevgiyi bitiren de sen olduğun halde suçu bana yıktın. Sen benim güvenimi sarstın. Ama iyi ki gittim ben senden, sen iyi ki bana yeniden hatırlattın kimseye tam olarak güvenilmeyeceğini, insanlardan her şeyin bekleneceğini ve seni gün gelip en acı yerinden vurduklarında asla şaşırmaman gerektiğini. Ben şimdi yanımdaki dostlarımla yola devam ediyorum, sense sürekli bir şeyler söylüyorsun bana. “Özledim” diyorsun galiba, “Pişmanım”. Sen de o adam gibi sürekli bir şeyler söylüyorsun. Uğultuya dönüşüyorsunuz bir müddet sonra. Üzgünüm sizi duymuyorum ben artık.

Ben sizden sonra çoğu şeye yeniden başladım çünkü. Yeniden sevdim tüm insanları ve yeniden güvendim herkese. Sizin kötülükleriniz yüzünden diğer insanları asla cezalandırmadım ben. Ama şimdi sorsanız bana; herkesten her şeyi beklerim inanın.

Şimdi size karşı hissettiğimin adı da ne kin, ne nefret ne de pişmanlık. Ben sadece nefes aldığımı hissettim ve kimse uğruna kendimi yıpratmamam gerektiğini anladım sizden sonra bir kez daha. Siz sandınız ki gurur yaptım, sevgim iki günde bitti. Öyle olmadı hiçbir şey oysaki. Ben acılarıma fırsat tanıdım, sizden sonra çok ağladım ben, çok dinlendim, çok denedim sizi yeniden sevmeyi, affetmeyi.

Ama affedin siz beni, yüreğim yeniden alamadı sizi o kapıdan içeri.

Ve şunu yeniden hatırladım ben; bitmesi gereken şeyleri kalbinde ve beyninde eş zamanlı olarak bitirmeli insan. Bunun için yıllarca beklemesi gerekiyorsa bile beklemeli. Çünkü şunu biliyordum ben “Aklın zamansız öldürdükleri, yürekte amansız dirilir.”

Ben unuttum sizi, ben affettim sizi, ben pişman olmadım asla sizinle yaşadığım hiçbir şeyden. Ama siz unutmayın şunu: Ben sizi asla sevemeyeceğim artık.

Onsuz yorgun ve bezgin sürüklenip gidiyorum. Tattığım zevkler bile, beni avutacak yerde ölümünün acısını daha fazla artırıyor. Biz her şeyde birbirimizin yarısı idik; şimdi ben onun payını çalar gibi oluyorum. Her işte onun yarısı, ikinci yarısı olmaya o kadar alıştım ki şimdi artık yarım bir varlık gibiyim.
—Montaigne
Korkma ben varım, ayrıldık diye yok olacak değilim ya. Nedendir bu bilinmeyen numaralardan arayan kişinin sesimi duyunca telefonu kapatması. Biliyorum sensin.
Yaşayıp yaşamadığımı merak ediyorsun, sarhoş muyum, ağlıyor muyum merak ediyorsun, sensiz olamayacağıma seni o kadar inandırmışım ki…

 Murat Menteş

Çok üşürdük hep üşürdük üşümekti bütün yaşadıgımız

Turgut Uyar

Kıyımız uzak ve kuytuda ellerimiz sanki yok,
Ellerimiz yok, ama senin ellerini bir tutsam.

Turgut Uyar 

Bazen hakettiği özrü duyabilmek için özür diler insan, bazen içini rahatlatmak için, bazen de kendini özgür kılmak için… Yazılarımı okuyor mu bilmiyorum, okumasını ister miyim ondan da pek emin değilim; ama söyleyeceğim hala çok şey var, iyisiyle kötüsüyle çok fazla şey var, daha fazla gururumu ayaklar altına almamak için söylemediğim, söylesem de anlam ifade etmeyeceğini bildiğim… Ben yine boyumdan, hatta onun boyundan büyük bi şey yaptım, özür diledim, iyi, kötü her şey için, korkmasın, ölmüyorum, şimdilik, bildiğim kadarıyla kan yetmezliği dışında bi rahatsızlığım da yok, ben sadece ruhumu, kalbimi bu esaretten kurtarmak istedim. Belki tam olarak mutlu olamamamın nedeni zamanında birilerini üzmemdir diye düşündüm, belki o da benden özür diler zoraki de olsa, diledi de. Basit bi özür nasıl özgür kılar ki birini diye düşünmeyin, eğer yıllardır beklenen bi özürse dilenen, insanı dünyanın en mutlu kişisi bile yapabilir. Her şey bitmiş aramızdaki, çoktan ayrılmış kalplerimiz, birlikte atmayı çoktan bırakmışlar, kalbimin attığını duymuyorum, hissetmiyorum artık, benim minik kalbim sesini duyurmak istemiyor artık kimseye, kimse için atmıyor, sadece beni ayakta tutabilmek, kalan kısacık hayatımı düzgün geçirebilmem için atıyor, ve galiba en iyisini yapıyor… Hepsi bu…

“Hedehodo yapan eykekle olmass.. Şunu bunu dinlemiyoysa olmass..” Biri de çıkıp demiyor ki “ebenin amıyla olmaz”

Belki benim postum dönüp dolaşıp senin deşborduna gelmistir..

He evet evet aynısından sipariş ediyorum.

He evet evet aynısından sipariş ediyorum.

Dar pantolona karşı olan erkeklere karşıyım.